Nafize SenerSiz Hollandalı-laştıramadıklarımızdan mısınız?

Ben je een Nederlandse Turk of een Turkse Nederlander diye bana ilk defa bir kaç yıl önce sorulduğunda çok şaşırmıştım.  Hem ilk defa soruluyordu, hem de hiç bu konu hakkında daha önce düşünmemiştim. Bu yüzden cevaplamakta zorlanmıştım. Cevabı ne olabilirdi acaba? Ve önemi neydi?

Ayrıca “arasındaki fark nedir ki?”  diye de düşündüm. Bunu bana soran Hollandalı, bir bankada üst düzeyde görev alan birisiydi. Ona göre farkı var mıydı acaba?

Bir gün radyo dinlerken, Marokkaanse Nederlander veya Nederlandse Marokkaan hakkında konuşmalara şahit oldum. Hatta en son bu hafta Amsterdam’daki Ahmed Marcouch ve Ahmed Badoud arasındaki seçim yarışı esnasındaydı bu. Marcouch “Ik ben een Marokkaanse Nederlander” diyor, diğeri ise; “Ik ben een Nederlandse Marokkaan” diyor.  Hangisi doğru?

Düşünmeye başladım:

‘Ik ben een Turkse Nederlander’ yani Türk-Hollandalısı veya Türkleşmiş bir Hollandalıyım deyince, sanki kökence Hollandalıyım da, sonradan Türk kültürünü almış ve Türkleşmişim gibi bir izlenim veriyor ve bunu kendime uygun görmüyorum… Düşünmeye devam ettim.

Sonra Hollanda’yı sevmediğim yıllar ve sonradan nasıl sevmeye başladığım aklıma geldi…

Bir dönem, 2005 yılında Hollandalılarla ve Hollandalı Türklerle bir anket yapmıştım. Hollanda ve Hollandalılar hakkında ne düşünüyorsunuz diye. Hollandalılara ise Türkler hakkındaki görüşlerini sormuştum. Ama her iki taraftan da güzel taraflarını anlatmalarını istemiştim.

Anketlerden birini dolduran, sevdiğim tanıdık bir karikatürcü arkadaşım hiç aklımdan çıkmayan şu cümleleri kullanmıştı:

“Biz Hollanda’yı sevmeyi unutmuşuz. Biz aslında Hollanda’yı seviyoruz, sevmeliyiz”. Ve gerçekten haklı buldum bu düşünceyi. Biz Hollanda’yı seversek, buradaki yaşamın bizim için daha güzel olacağına inanıyorum. Sadece onun için değil, sevdiğimizi de itiraf etmeliyiz diye düşünüyorum. Ve sevdiğimiz yönlerini aklımızda tutmalıyız.

Bir deyişimiz var ya hani “doğduğun yer mi doyduğun yer mi?” diye..

Herşeye rağmen  artık gönül rahatlığıyla: “Her ikisi de!” diyebiliyorum. Evet herşeye rağmen seviyorum.

Nasıl ki global olarak bilinen bir kredi krizi var, finansal kriz varsa, yine yeryüzündeki aynı insanları ilgilendiren bir kimlik krizi de olabiliyor. Ama  insanlar değişken ve dinamik varlıklar olduğundan bu değişebilir.  Bunları gözönünde bulundurarak, bazı sınırlar çekilmesi gerekiyor ve çözüm yönünde cesur adımlar atmamız gerekiyor.

Ben Türkiye’de doğdum, burada ilkokula başladım. Hollanda kültüründen de nasibimi aldım ve Hollandalılaşmış bir Türk oldum. Başta Türküm ama Avrupalı bir Türküm.

Burada yetiştiysem, bu  kaçınılmazdır ve hatta zenginlik ve güzelliktir.

Ve evet;

Ik ben een

Nederlandse Turk.