uetd-social-media-038

Nafize Şener

Rakamların gücü

İnsan psikolojisi araştırmasında da, insanlarda görebildiğimiz taraf sadece yüzde 10’udur diye söyleniyor. Biz yargımızı yüzde onun üzerinden yaparsak,  yüzde 90’lık tarafını görmemiş oluruz. Üstelik değerler, inançlar ve görüşler de burada saklıdır.

Mrs. Virginia Valian, ’Why so slow’ (‘Neden bu kadar yavaş’)  adlı kitabında kendi araştırmasını ele almış. Cinsiyet, irk, yaş, değer ve düşünceler bakımından rakam olarak azınlıkta olmanın sonuçlarını anlatmış ve işyerlerinde neden yavaş yükseldiklerini anlatmış. Örneğin bir işyerinde yönetim kurulunda dokuz’u erkek ve bir’i bayan olunca, yani bayan olarak azınlıktaysan,  Mrs. Virginia’nın dediğine göre bu durumda bayan’ın yaptığı hareketler diğer erkeklerin hareketlerine göre daha negatif algılanıyormuş. O atmosferin kültürünü rakam olarak çoğunlukta olan belirliyormuş. Aynı şekilde ırk olarak azınlıktaysanız yine rakam’ın gücü cereyan ediyor, söyledikleriniz daha az ciddi’ye alınıyor ve ‘çölde bir çağrı’ misali oluyormuşsunuz.
Açıklamaya devam ediyor. Eğer azınlık miktarı yüzde 20 ise, yine azınlıkta olanın hareketleri negatif algılanıyor. Dönüm noktası ise yüzde 30 oluyor. Bu yüzdelikte azınlıkta olmanızın zararları sıfır’a kadar iniyor. Bu yüzden cinsiyet ve örneğin ırk olarak azınlıkta olanlar bir şirkette çok ama çok yavaş ilerliyorlar dolayısıyla yükselemiyorlarmış.
Parlamento’da Hollanda kökenli olmayan yüzde 3 bilemedin yüzde 10 ediyor.  Mrs Virginia’yı iyi anladıysak, araştırmaya göre bu kitlenin ciddiye alınması için parlamentonun yüzde 30 u çok çeşitli kültürden oluşması gerekiyor.
Böylece ırk olarak azınlıkta olanların sesleri neden duyulmuyor veya inançları savunulmuyor açıklanmış oluyor.
Yani işyerlerinde, politikada, belediyelerde mevcut olan dominant kültürle birlikte aynı hızda yükselmeniz ve bir görünen güç olmak için çok çeşitli kültürlerin ve bayanların rakam olarak çoğalması gerekiyor.
Karlı bir manzarada, kar tanesi gibi kalmak istenilmiyorsa, çoğalmalıyız. Biz rakam’ı çoğaltmaz isek, Rakam’ın gücü bizim yerimizi belirliyor zaten.
“Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim”(Hadis-i Şerif).
Hadis-i şerif’teki arz edilen hedef güzel, her birimizin birçok çocuk yaptığı takdirde aynı zamanda mükemmel yetiştirdiğimizde bir hayli yol alabiliriz ama maalesef hepimizin elinde olmayan şeyler bunlar.  Başka nasıl çoğalabiliriz.
Kadın, erkek, yaşlı, genç, Hollandalı kökenli dahil, değişik kültürlerden insanlarla diyalog içinde olup, saygıyla çeşitli kültürlülük konusunda farklı olduğumuzu ve olanları kabullenip bu konuda birlik olabiliriz. Dış görünüşe değil, insanın iç dünyasını araştırarak bir bağlantı kurmaya çalışabiliriz. Dominant kültür çeşitli kültürleri yadırgayabilir ama biz aynı hatayı yapmamalıyız. Dışlamak genelde cinsiyet, ırk ve yaş üzeri yapılıyor ama dış görünüş aldatıcıdır.
Yukarıdaki buzdağına bakınız. Buzdağının su üstündeki ve aynı zamanda görünen tarafı toplam hacminin sadece yüzde 10’udur. Buzdağının yüzde 90’ı ise suyun altındadır. İnsan psikolojisi araştırmasında da, insanlarda görebildiğimiz taraf sadece yüzde 10’udur diye söyleniyor. Biz yargımızı yüzde onun üzerinden yaparsak,  yüzde 90’lık tarafını görmemiş oluruz. Üstelik değerler, inançlar ve görüşler de burada saklıdır. Titanic gemisi de görünmeyen buzdağına çarpıp batmıştı.