uetd-social-media-038

Nafıze Şener

 Kurban oğlu Kurban

İnsanın başına ne geliyorsa kendi bilerek veya bilmeyerek verdiği kararlardan dolayı geliyor. Şu anda ne durumdaysa bunun sebepleri vardır ve insan kendinde aramalıdır. Kimseye şikâyet etmeye veya kendinden başka suçlu aramaya gerek yok. Başkasını kendi durumundan dolayı suçlu görmen senin bulunduğun durumu değiştirmez. Başkasını suçlu buluyorsan onun senin durumunu değiştirmesini beklemen gerekecektir, yani hayatından başkasını sorumlu tutuyorsun, o halde bekleyeceksin, bekleyeceksin ve sonuçta hiçbir şey değişmeyecek.

Evet, belki ırkçılar vardır bu ülkede, işvermeyenler vardır, hatta seni sevmeyen veya nefret eden bile vardır… Var oğlu vardır…100 ilana başvurmuşsundur ve hepsi de seni geri çevirmiştir. Kapıdan girerken bile bunlar beni istemiyor diye düşünerek oturuyorsundur sandalyeye… Kimse sana olumlu davranmıyordur.
Bizi istemiyorlar, ayrımcılık yapıyorlar dersin ve belki de yapıyorlardır. Depresyona girersin. Ve karamsarlık gırla gider. Tuh… Allah K…dersin! Başlarsın “Batsın bu dünya… Bitsin bu rrrüya… yaziklaaarrr olsun’dan tut… “feleeek ve kader vurdu bizi” şarkılarına.

Ama böyle durumunu değiştiremezsin. Çünkü mağdur olmuşsun, kurban rolündesin; Ve bundan sonra battı balık yan gider. Hükümete, politikaya, millete, sisteme, eşine, çoluğuna çocuğuna, tanıdığına tanımadığına şikâyet etmeye başlarsın. Kurban olduğun için, derini yüzerler, yerden yere vururlar, sürünürsün ve suçlu, sen hariç herkestir. Bu arada kendini değiştirmeyi unutursun.

Belki öğrenmen gereken şeyler vardır, örneğin iş ararken kendini profile etmeyi bilmiyorsundur. Bitkin ve hüzünlü görünüyorsundur ve onun için işe alınmıyorsundur. Her şeyin bir sebebi olduğu için, şikâyeti bırak, başla analiz yapmaya ve asıl durumunun sebebini bul! Analizden sonra “ben ne yaptım ve ne yapabilirim” dersen, herkes değişir birden. Zaten o zaman şikâyet etme, karamsar olma, negatif düşünmek için zamanımız olmaz ve hedeflerimize doğru yürürüz.
Konfiçyüs’un bir sözü var “karanlığa küfür edeceğine bir mum da sen yak”. Şikâyet etmeyi bırak bir
şey ortaya koy!

Çünkü insan iyisiyle de kötüsüyle de kendi hayatından sorumludur. Kurban rolünü aldığında, yani etkilenen taraf olduğunda sen sorumluluğunu ve gücünü ele veriyorsun demektir. Baştan güçsüz taraf ve yenilgiyi kabul ediyorsun demektir, sanki senin bu dünyada bir etkin olamazmış gibi? Sen bunların kurbanı mı olmak istersin? Yani bunların etkisi altında mı kalmak istersin? Yoksa ETKİLEYEN insan, değiştiren kişi mi olmak istersin, pes etmeksizin? Param olsaydı, şunum olsaydı, bunum olsaydı, eşim olsaydı veya olmasaydı yapacağımı biliyorum demeyi doğru bulmuyorum. Koşullardan yola çıkarak değil, rüyadan yola çıkarak koşullar üretebiliriz.
Ben bunu yapacağım ve gerisi gelecek diye düşünebiliriz. Rüyalarımızı gerçek olabileceğine inanıyorum. İstediğimiz her şeye kavuşabileceğimize de. Pozitif düşüncenin başarıya götürdüğünü bilelim. Her istediğimizi başarabiliriz, inanıyor ve güveniyorum. Çünkü rüyalar gerçek olmak içindir.

Bir başka söz Konfiçyüs’den:
“Kies een baan waarvan je houdt en je zult nooit in je leven meer een dag hoeven te werken”.
Tercümesi: Sevdiğin işi seçersen hiç bir zaman çalışmana gerek kalmayacak (Konfiçyüs).

Bir de eskilerden:
“Ne ekersen onu biçersin”.

Hep beraber zor da olsa başarıya doğru yürümenin sorumluluğunu kendimizde tutalım kurban rolünden çıkıp hayatımızın kahramanı olalım.