uetd-social-media-038

Nafize Şener

 İnşallah

Hollanda’da 400.000 Türk var demiştik daha önce, ama aralarında bir birlikten bahsedebilir miyiz? Süleymancı, Nurcu, Atatürkçü, Milliyetçi, Diyanetçi, Sağcı, Solcu, futbolcu. 400.000 bin Türk çokmuş gibi, bir de aramızda bölünmüş durumdayız ve ‘ben senden üstünüm’ sendromu sergileniyor. Birlik olma durumundan birbirimizi sınıflandırarak çıkıyoruz. Sonra da hepimiz, ‘birlik yok’ diyoruz.
Bir gün bir iş için telefon görüşmesi yapıyorum. ‘Saat dört iyi mi?’ diyor. İyidir efendim, saat 16da orada olurum INŞALLAH!’ diyorum.
Ben sizi modern biri zannediyordum, 16da gelecek misiniz gelmeyecek misiniz şimdi?”. İnşallah ile maşallah ile olmaz dedi.
Modernliğin inşallah deyip dememeyle ne alakası var? Demek istediğim, Allah izin verirse, benim elimde olmayan sebeplerden dolayı, mesela deprem olmaz ise, Hollanda’yı su basmaz ise, ayağımı bacağımı kırmaz isem, muhakkak gelirim idi. Sizin inşallah kelimesiyle ne gibi bir alıp veremediğiniz var acaba?” meyanında konuşmamızı sürdürmüştük.
Uzaktan tanıdığım bir arkadaşı işbaşvuruları için bir kaç yere yollamıştım. Başvurduğu yerlerden birinde başörtülü bir bayan varmış, yardımcı olmak istemiş. Daha sonra o arkadaş beni aradı: ‘Ben Atatürkçüyüm, bir daha beni başörtülü birinin yanına iş bulmak için yollama!’ dedi. Çok şaşırmıştım.
Geçenlerde e-mail üzerinden bir yazı gözüme ilişti. Başbakanın eşi niye başörtü takıyormuş; çünkü böylece Avrupa dünyası Türk bayanların hepsini başörtülü zannedecekmiş, bu yanlış bir yansıtmaymış…Türk bayanlarının temsili böyle mi olurmuş, derhal çıkarılması lazımmış!
Peki hepimiz hürüz de başbakanın eşimi hür değil? Demokrasi ona geçerli değil mi? Her zaman başörtü takmış bir insan, başbakan eşi olunca çıkarsın mı? Başörtüsüz olsaydı, o zaman da başörtülüler bizi niye temsil etmiyorsunuz mu diyeceklerdi?
Birlik için önce aramızdaki ayrımcılığa son vermeliyiz.
Hollanda’daki ‘Artikel 1’ de şöyle yazıyor: Allen die zich in Nederland bevinden worden in gelijke gevallen gelijk behandeld, discriminatie wegens godsdienst, levensovertuiging, politieke gezindheid, ras geslacht of op welke grond dan ook, is niet toegestaan. Yani ayrımcılık yasaktır! Sadece Hollanda değil, tüm dünyada bu geçerli.
Hollandalılar hakkında: ‘ze moeten ons welkom heten’ derken, aramizda da ‘welkom’ demeliyiz. Şu anda Faslı kökenlilere medya da yapılan doğru yanlış olumsuz sözler Faslılara değil, insanlığa yapılan bir durumdur. Biz birlik olmaz isek, bugün Faslılar, yarin başka bir grup ugrayacak hakarete.
Birbirimizden ne kadar farklı olursak olalım, farklı olduğumuzu bir zenginlik olarak görmeyi, ortak yönlerimizi ısrarla bularak birlik olmayı diliyorum.

Hepimize maşallah!